Disleksi
Öğrenme Güçlükleri arasında en sık görülen Disleksi, yani okuma güçlüğü, kişinin okuma, heceleme, okumayı öğrenme, hızlı okuma ve buna bağlı okuduğunu anlamada güçlük yaşaması anlamına gelir. Dislektik kişilerin beyinleri, bilgiyi normalden farklı bir biçimde işlediği için bilgiyi sıralama, organize etme ve buna bağlı okuma gibi konularda güçlük yaşanmasına sebep olmaktadır.
Disleksi Nasıl Anlaşılır?
Çocukların okuma ve yazmada yaşadığı bazı güçlükler, disleksi belirtileri olabilir. Okuma veya yazmada en sık görülen güçlükler; "b - d", "p - q", "6 - 9", "36 - 63"gibi görsel olarak birbirine benzeyen harfleri ya da sayıları karıştırmak, "v - f", "m - n" gibi ses benzerliği bulunan harfleri karıştırmak, "3 - E", "6 - G" gibi simgesi benzeyen harf ya da rakamları karıştırmak, "i - ı", "ö - o" gibi noktalı-noktasız harfleri karıştırmaktır. Ayrıca yanlış, tersten, atlayarak ya da tersten okuma gibi güçlükler çok sık yaşanabilir. Bunun sebebi ise sağ-sol ayrımını iyi yapamadıklarından kaynaklanmaktadır. Okuma bozukluğuna ek olarak sesli okumada ritim, tonlamada bozukluk, yanlış vurgulama yapma, sözcükleri telaffuz etmede zorluk çekme, aylar, haftanın günleri, alfabe gibi sıralı listeleri öğrenme ve art arda söylemede güçlük çekme, okuduğu metni anlatamama, okurken satırı takip etmede zorlanma, satır atlayarak okuma, metinden özet çıkaramama, kompozisyon yazamama gibi problemler gözlemlenebilir. Çocuğun okumada yaşadığı güçlükler yüzünden yazmada da güçlükler görülebilir. Bunlar; yavaş ve geç yazmak, buna bağlı olarak not almada zorlanma, birbirine çok bitişik veya düzensiz/okunaksız yazma gibi sıkıntılardır. Okuldaki arkadaşları arasında yaşadığı okuma ve yazma sıkıntıları, çocuğun psikolojisini de kötü etkileyebilir. Özgüven eksikliği oluşturabilecek bu güçlükler nedeniyle çocuk, okuma ve yazma eylemlerinden kaçabilir.
Çocukların gelişim ve öğrenim çağında kendini ifade edebilmesi oldukça önemlidir. Yaşadığı güçlük ve oluşan özgüven eksikliği çocuğun kendini ifade etmesini zorlaştırabilir ve kısa cümleler kurmaya yöneltebilir. Ayrıca "dün-bugün- yarın", "önce-sonra", "aşağı-yukarı" gibi kavramları karıştırması, uzaklık ve/veya derinlik algılamasında sorun yaşaması gibi durumlar da disleksi belirtileri olabilir. Bunun için çocukları okula başladıkları ilk senelerde özellikle okuma ve yazma alışkanlıkları açısından iyi gözlemlemeli ve buna göre uygun eğitim verilmelidir.
Her birey birbirinden farklıdır. Örneğin iki kişinin boylarının uzunluğu aynı olsa bile, ayakkabı numaraları aynı olmayabilir. Yani, aynı boya ya da kiloya sahip kişilerin, diğer fiziksel özelliklerinin de aynı olması şart değildir. Ayrıca bir kişinin herhangi bir fiziksel özelliğinin biliniyor olması diğer fiziksel özelliklerinin de bilineceği anlamına gelmez. Aynı şekilde herkesin beyin işleyişi de aynı olmak zorunda değildir. Çünkü beyindeki sinirler arasındaki bağlantılar herkeste farklıdır. Kişinin bir beceride usta olması diğer tüm becerilerde de usta olacağı anlamına gelmemektedir. Okuma ve yazma gibi etkinlikler de bu becerilere dâhildir. En önemli sorun ise, beynimizin içini görme şansına sahip olmadığımızdan, bireyin güçlü ve zayıf yönlerini tespit etmek ve tanımlamak zorlaşmaktadır.
Etkili ve verimli okuma‐yazma yapabilmek için, birbirinden farklı birçok beceriye ihtiyaç duyarız. Doğru sesleri çıkarabilme, sesleri ayırt edebilme ve iyi bir hafıza bu becerilerden bazılarıdır. Verimli okuma‐yazma için gerekli olan becerilerden herhangi bir tanesinin olması gerektiği seviyede olmaması, dislektik bireydeki asıl sorunu oluşturmaktadır. Dislektik bireyde sorunu tanımlamak için farklı birçok test yapmamızın sebebi, yetersiz seviyede olan beceriyi tespit edip, o beceriyi geliştirmeyi hedefleyen bir program oluşturmaktır. Bunu gerçekleştirdiğimizde kişinin güçlü yanlarını kullanarak, yaşadığı sorunların üstesinden gelebileceği bir yol bulmasını sağlamak, okul yaşantısını olumlu yönde motive edecek şekilde ortaya çıkarmak ve güçlü yanlarını kullanmalarını desteklerken, yetersiz becerilerini geliştirmelerinde yardımcı olmaktır.

